En Uzun Sokak




Hayatın çeşitli yollarında seyir etmekteyim durmadan ilerlemekteyim yavaş yavaş tadını yitirmeye başladı yediklerim içtiklerim kafamda bir sürü soru işareti yollardayım

Zaman kargaşası yaşamaktayım durmak istemekteyim ama gitmekteyim

Yukarda ki komik gelen yazı yavaş yavaş gerçekliğime dönüşmeye başladı

Büyük bir koşuşturma büyük bir savaşın ardından durmak denilen düşünce içerisinde gidip duruyorum

Nereye varıcağım kaygısı yaşamaktan yola bakmadan yol alıyorum çarpıp kendime gelmeme çok az kaldı biliyorum ama yinede durmadan ilerlemek ve o kadar durmak isterken gitmek hiç hoş değilmiş öğrendim öğreniyorum

Hepimiz gidiciyiz sonunda yapacak bir şey yok

Gidiyorum çıkılmaz sokağıma kimine göre yerim burası kimine göre hiç haketmedim burda olmayı ama her çıkışın bir dönüşü vardır ya benimkinin farkı burda işte benimkinin dönüşsüz hayatın ve yaşamın farkıda bu değilmi geçmiş dediğimiz kavram burdan doğmuyor mu 

5.5 aylık tam bir durma yaşayacağım içerisinde sürekli koşma olan bir durma  bakalım nasıl gelecek bitmek bilmez sokağıma

Saygılarımla

Bir Yolculuk Bu !

Bu yazı kesinlikle ve kesinlikle bir ((BENCE)) yazısıdır genel geçer kavramlara zıt gidebilir en başta belirteyim


Şu anda Konya-Ankara arasında yoldayım uzun uzun ovaların arasından dümdüz salına salına geçiyor otobüs hayatında yolu Konya dan geçmemiş arkadaşlar vardır muhtemelen işte böle bir görüntü sizi kucaklar




Dün gece İstanbul dan yola çıktım ne için diploma adında bir kağıt parçasını elime alıp askerlere bakın ben sizi kandırmıyorum buda diploma alın beni askere de koşturun nöbet tutturun patates kestirin gerekirse silahlı çatışma da vurdurun veya o normal bi yerde eğitim zaiyatı diyip döve döve öldürün diye




Her Türk asker doğar yalın kendine gel ! dedim ve geldim



Bu boş boylu boyunca uzanan ovalar arasından geçerken aslında göçebe olan toplumuzu özlediğimi fark ettim daha önce yaşadım ya şimdi özlüyorum! aslında olay şu sistem bizi sabitlemeye ve hareketsizleştirmeye çalışıyor bunlar Televizyon Fastfood Bilgisayar falan derken her yanımızı sardı her şey e ulaşmak kolay çaba harcamak sıfır! bende bu çarkın içindeyim biliyorum ve hiç kimseye değil kendine çok çok çok kızıyorum



Ovaların arasından geçerken insanların çalışmalarını görüyorum daha sabit yaşayabilmek için makineleşmelerini görüyorum bir sürü traktör biçer döver ve küçük küçük ilçeler Cihanbeyli ve Kulu aralarında en büyükleri Biz şehirli çocuklar o kadar çok şeye sahibiz ki onların gözlerinden sözlerinden hareketlerinden ne kadar az a sahip olduklarını sezimleye biliyorsunuz küçük hesapları var ve sığındıkları kocaman bir Doğmaları



Sorgulamıyor kızların eğitimini hala önemsemiyor ve korkuyorlar en büyük gerçekleri korkuları ve sınırlar arasında sıkışmış dünyaları onlara anlatmak için bir şeyler yapmalı biliyorum ki Konya aralarında nerdeyse en gelişmiş şehirlerden biri Doğu ya gittikçe daha bir karanlıklaşıyor bulutlar ne iş var ne ekmek saldırganlaşıyor inançları kullanılıyor ve bilinçlenmeleri engelleniyor bir el atmak istiyorum ama onları bizden çok uzaklaştırdılar aslında bizi gerçeklerden o kadar uzaklaştırdılar ki bunları göremiyoruz bu yüzden kızıyorum kendime çok çok çok kızıyorum!



keşke göçebe yaşasaydık bilgiyi birikimi her yere taşısaydık ama yapamayız artık çok geç özümüzden uzaklaştık bi kere sabitlendik birer birer köşelerimize gerçekler o kadar korkunç o kadar görünmez ki bizim dünyamızdan artık istesek bile göçemeyiz alıştık çünkü her şey in ayağımıza gelmesine çok yazık ama alıştık işte



Her Türk asker doğardı evet göçebe toplum için doğru bir söz ama artık insanlar askerliği para karşılığında 1 ay yapabilirken yok yurt dışında 3 yıl çalışıp gelirsen 1 ay askerlik yaparsın yok tabanın düz yapamazsın yok kilon fazla yapamazsın artık yok öle asker doğmak diye bir kavram o kavram da göçebelik dönemlerinde kaldı işte



Ruhum Göçebe Ama yaşayışım kesinlikle bağımlı ve sabit o kadar sabit ki bakınız yolculuk sırasında internet kullanarak bu yazıyı yazıyorum eleştiriyorum ama bu çarka ait olmaktan da vazgeçemiyorum ve vazgeçemeyeceğim gibi duruyor



Küçük Kasabaların ruhları ve yaşamları satın alınmış küçük insanları hiç üzülmeyin büyük şehirlerdeki köleler sizden kat kat daha beter onlardan biri olarak size saygılarımı iletiyorum sizin kurtuluşun daha kolay bizden Okuyun Okutun ama Tek taraflı olmasın size ters gelen şeyi okuduktan sonra karar verin ve yücelin



Tekrar Tekrar Saygılarımla





Konya - Ankara = Konset firmasının sağladığı internet aracılığı ve Sony firmasının sağladığı laplop sayesinde sadece parmaklarımın ve kafamın yarım saatlik bir yorgunluğu karşılığında bu yazı oluşmuştur ne kadar vahimdir buda dipnot olarak geçsin iyidir iyidir






Annem...

Bugun içimden dedim ki "Babam diye bir başlığım var ama Annem diye yok farkındamısın yalın!"

O an içimdeki boşluk bir anda büyümeğe başladı o kadar çok büyüdü ki bu boşluk etrafa da boş boş bakmaya başladım ve farkettim ki Annemin yokluğu şu sanal alemde bile olsa inanılmaz bir eksiklik

Hem ben ondan öğrendim Eşit dağılmayı insanlara Babanı yazıyorsunda eşşek adam Anne yazılmaz MI !?

Ben aslında  Kalemle bir kaç defa Anneme şiirler yazmışımdır işin aslına bakarsanız son zamanlar Nesil uyuşmazlığı yaşadığımızdan birbirimizi kırıyoruz belki ama ben onu Çok seviyorum [{Çok Demişken Bu konuya bu aralar takmış bulunmaktayım Çok nedir diye düşünüp kesin rakamlar vermek gerektiğine inanmaya başladım biraz komik gelebilir ilk başlarda belki ilerde değişir ama olay şu ÇOK=Annemi Dünya üzerinde ki bozuk paraların hepsi kadar seviyorum. örnekledim }]  Bir süredir yazdığım şiirleri şiir kitabımı çıkartabilme ihtimalini sevdiğimden dolayı Sanal ortama aktarıyordum Anneme yazdığım şiirlerden biri de var aralarında onu öncelikle paylaşmak istiyorum buyrun
---------------------------------------------------
Anneme




Yollarda görürüm annemi

güneşe doğru ilerler

bal bakır rengindedir her yer

bal gözlerinden bakır duruşundan saçılır



güneşe varır annem

kucağında yüreğinde güneşin ateşi

gözlerinden sözlerinden bal damlar

sevgisi güneşten sıcak annem



ocağımızda annemin güneşi doğar

bal ile bakır ile sarar

kucağında uyurum korkmadan

sevgi ellerinden sözlerinden saçılır

---------------------------------------------
 
 
Anneci denilenlerdenim aslında yaşama bakış açımız bir birine benzemiş zamanla ben sonradan bu bakış açısına umutlu gerçekçilik adını taktım  umut ne kadar zedenlesede yitmiyor gerçekçiliği de biliyorsunuz  Annem tamamen bu ben biraz armut dip ilişkisinden dolayı Babamada benzemiş ve Umutlu Sürrealist ! bakış açısına bürünmüş ola bilirim düşünmek lazım tabi konuya dönüyorum
 
Çok değişiktir mesela Ben ikizlerim Annemde öle Ben gözlüklüyüm annem de ben de Mide rahatsızlığı var Annemde de Babamla ablam tam evcimendir Annem le bir Bağlasalar bir yolunu bulur evden çıkarız
 
Yanı kısacası bayağa bir benzeriz birbirimize Ama dedim ya son dönemlerde bir terslik var Sorun galiba benden kaynaklıyo işin aslına bakarsanız siz bir çocuğu Tam güvenle yetiştirip tam özgürlüğünü yaşattıktan sonra ne yapıyorsun ne ediyorsun neden öle yaptın neden böle ettin diye sorunca cocuk uzun bir süre böle şeylerle muhattap olmadığı için kendini boğuluyor gibi hissedebilirmi yoksa benim ruh halimmi bu bilmiyorum Düşünmek lazım Konuya dönüyorum!
 
Ben Anneciyim arkadaşım ! Konu bu Tamam Babama son zamanlarda daha çok benzemeye başladım kafamın üzerinde ki bulutların Baba kaynaklı olduğunu da biraz biraz sezimliyorum son zamanlarda ama ben Anneciyim o kadar!
 
Nurten Kuleyin den bahsediyoruz Hacı Osman Esendemir ve Hacı  Emine Esendemirin kızı (Anne tarafım Ankaranın Kızılderelilerinden Soy ismi duyunca hep öle hissediyorum Esen Demir!) Saf Kan Ankara keçisi Annem bu yazdıklarım içimdeki boşluğu biraz olsun doldurmadı bilesin senin oğlun olmanın getirdiği sensizlik düşüncesinin getirdiği boşluğu sen bilemezsin ben bilirim bir ömür boyu yazsam yinede yeterli olmayacağını biliyorum
 
O yüzden Yaşıyorum gün gelir tanıdıklarım benim arkamdan birşey söylerse iyi olan her düşünce her yazı söylenen tüm sözler Sana ve Babama gibi algılansın ben Bir şeyler yaratabiliyorsam sizin beni yaratmanız sayesinde
 
Tekrar söylüyorum Annem seni dünya üzerindeki bozuk paraların tamamı kadar seviyorum ve yazımı bitiriyorum!.
 
 
Son olarak Çekirdek Ailemden bensiz bir kare Buyrun

Reklam İçerikli Konu '2' Naz'a Gel Arkadaşım!

İstanbul'a gelişimin üzerinden yaklaşık 1.5 ay geçti bu süreçte gezip tozuyorum temel olarak hükümlü tutulduğum bir iş verilmedi ama kendimce bir şeyler yapıyorum

Fotoğrafçılık Kursu ve Kısa Film Yönetmenliği Atölyelerine gitmek gibi Çeşitli insanlarla tanışıp kendimi hayata katıyorum

Evet Bu Naz İnsan veya Batıl Değil Beşiktaş ta Bir kafe Evde temizlik olduğundan kendime sığınıcak bir yer ararken belkide İstanbulda ki En samimi Kafeye kafamı soktum Aslında kafamı sokmamdaki sebep sırtımda Laplop'um Olması Ne alakamı içerde 2 kişi LapLop kullanıyorsa kafanızdan Ben de açsam LapLop'u  oyun oynasam Chat yapsam vS. Ucübük kaçmaz düşüncesi ile girdim

Baba Oğul İşletilen bir Mekanizma Çok sıcak ve güzel bir ortam içicekler yiyicekler Nargile felan ŞAHANE arada bir Hunter İsimli Labrodor Cinsi Köpekle Samimi dakikalar geçire biliyorsunuz

5 Yıllık Müşterilerine Plaket Felan veriyorlar bide arada derede bir yer insanlar burayı sevdiklerinden geliyor başka bir sebebi yok arasan biraz zorlanırsın yani

Bende çok sevdim bende bundan sonra gelicem Huzurum'un okulda sınavı var uygun oldugunda onuda getiricem

İstanbula urayan arkadaşlarım burayada urasınlar pişman kalmayacaklarını garanti ederim

Saygılarımı Sevgilerimi Ve Daha benzer duygularımı sunarım Hadi BAŞ BAŞ!

Reklam içerikli konu (gittimi gidiyor:D)

Bu aralara en çok ilgi alanımı çeken siteler Gitti Gidiyor ve Sahibinden  Ne kadar çeşitli ve geniş bir pazar yahu inanılmaz değişik şeyler ediniyorum

Mesela Eski Sovyet Rusyasına Ait 21 adet rozet kazandım Hemde 10 milyona !!! adam yanında bir adet Kolye ve 4 tane fazladan rozet göndermiş! Kolyeyi 10 milyona alamam ! Kolyeyi kız arkadaşıma verdim Onu da sevindirdim Rozetlerden biri Lenin Rozeti Lenin rozet koleksiyonu yapan bir derneğe işim düştü orda benim rozetimden yok çok sevindim belki rozeti hediye edebilirim mesela :D

İşin Garip kısmı Ben burdan 100 e yakın tiyatro kitabı da aldım hemde 115 120 milyona felan geldi

O yüzden Şiddetle Gitti Gidiyor ve Sahibinden'i Tavsiye etmekteyim ve şu sloganla yazımı bitirmekteyim

Kolaylaştır Yaşamı İnternet O YESS!

Düşünce Bulutları


Karikatürlerin kafalarında çıkan düşünce bulutları bu aralar benim kafamda da çıkıyor ama dışardan görünüyor mu onu bilememekteyim

Herşeyin yapmadan önce düşünmediğim zamanlar varmıydı yoksa ben mi öle hatırlıyorum bulutların yoğunluğundan göremiyorum

Bugun Fotografçılık kursunda bi anda hoca birşey anlatırken sesli bir şekilde Gitmiycem ANKARAYA!! diye seslendim ne konuyla bir alakası var ne başka birşey galiba bulut o an içinden geçen uçakla beraber patladı ve dışarıya düşüncem dağıldı.

Bu sürecin ne zaman başladığını da kestiremiyorum ama kafam bulutlarla dolup taşıyor bu aralar ki o yüzdendir
evden çıkarken cep telefonumu unutur oldum banka matikte kartı unuttuğum gibi

Bulutların sahipleri ve içerikleri başka başka da olsa genelde içerikleri benimle alakalı konu başlıklarına sahip bazen devlet meseleleri bazen ne olucak bu türkiyenin hali ve ((Benim halim)) bulutları yükselip değişik şekillere bürünüyor kafamın üstünde

Bazı bazı insanlara söyliyiceklerim bulutlaşıyor kafam üstünde o an sessizleşiyorum bi anda ve bulutlarla dolup uzaklaşırken söyleyeceklerim sukunetimi korumakla yetiniyorum

Büyüdüm ve söyleceklerimi davranışlarımı düşüncelerimi kafamamı hapsettim artık eskisi gibi fevri atıp tutamıyormuyum onuda bilmiyorum ama bildiğim bir şey var Düşünce bulutlarım var ve arada bir patlıyorlarla patlamadıkları zamanda beni sessizliğe gark ediyorlar olayın aslı budur!

Saygılarımı sunarım

Başlangıç noktası

Ne Olmak istediğimi hiç sormadılar bana

Belki Narenciye Sıkıcağı olmak istiyordum
Belkide Göklerde süzülen bir Kartal

Bundan 500 yıl önce doğmak istiyordum belki
Bu yazdıklarımı klavye ile değil tüylü kalemi mürekkebine daldırıp yazmak istiyordum

Ne olmak istediğimi hiç sormadılar bana

Sadece Siyah ve Beyaz'ın Renk olduğu bir dünya da Mavi olmak istediğimi bir türlü anlatamadım

Nasıl yaşamamız gerektiğini biz daha dünyaya gelmeden belirleğen bir düzen olduğuna inanmak istemiyorum ama var

Bana sorarsanız hepiniz için daha farklı hayallerim var

Ne olmak istediğimi bana hiç sormadılar bende buna inat sıradan olmamak için elimden geleni yapıyorum

Sahne mabedimdir benim Şiir en uzun cümlem

Bana sorsalardı eğer Belki Narenciye sıkıcağı olmak isterdim
Belki Göklerde süzülen bir Kartal

Şimdilik kararsızım

İşte bu yüzden Başlangıç noktasındayım hep ilerleyip hep farklılaşsamda Kürkçü dükkanı yerine bu noktaya dönmekteyim şaşmaktayım

Saygılarımı Sunarım