Kırılıyorum
zamanın rüzgarında tir tir titriyorum duramıyorum durduramıyorum elimden gelen
hiçbir şey yok yavaş yavaş yok oluyorum. Şimdi anlıyorum değiştiremeyeceğim
şeyler için ne kadar farazi direnmişim ne kadar yormuşum ve yoruyorum kendimi.
Doğaya inanırım ben doğanın kurallarını dinler onlara itaat ederim
yapraklarımda çalar şarkılar sözleri kuşlarla gezer dilden dile gezer. Bana
sorarsan yaşamak denilen şey kök salmaktan ibarettir insanlara sorarsan kökten
sökmeye ve bir köşeye fırlatmaya alışıklar hâlbuki.
Genellemelerin içinde
çıkmaz sokaklar yaratıp onlardan geri geri yürüyerek bile çıkmaktan aciz
canlılardır onlar boşluğu bilmezler hiçliği dinlemez yavaş yavaş tükenmeyi
anlayamaz onlar her günleri son günleri olabilecekken tükenmenin bile hakkını
veremez son nefeslerini tüketirler.
Doğaya inanırım ben yavaş yavaş döker
yapraklarımı zamanı geldiğinde yeniden açmasını bilir hepsinin ardından göz
yaşı dökmeyi ve yeni dostlarımı kocaman gülümsemem ile karşılamayı bilirim ama
böyle kabullenmeyi bilmez insanlar gidenin arkasından lanet yağdırırken gelenin
yüzüne kayıplarını vurmayı sever dediğim gibi tükenmeyi kabul edemez ve
yaşamayı yarımlaştırır onlar.
Son bir mektup bırakmak istedim benden
sonrakilere uzatmaya değer bir şey eklemeden edemeyeceğim gerçi. Sakın ha
inanmayın kimselere inandıklarımız dır bizi yalnız bırakan siz sadece doğaya
inanın ve onun kurallarını okuyun yeter var olmanın yok olmakla sohbet ettiği
her anın ne kadar doğadan ve ne kadar doğal olduğunu unutmayın.
iMZA
Ceviz Ağacı